- İç ve dış politika ilkesi olarak “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi benimsendi.
- Savaş korunma amacı olarak görüldü. Başak bir devletin topraklarını almak için politika izlenmedi.
- Milli Egemenlik ve milli menfaatler ön planda tutuldu.
- İlk yıllarda misak-ı milli gerçekleştirilmeye çalışıldı.
- 1920-1936 yılları arasında batıya karşı SSCB’ nin dostluğu devam ettirildi.
- 1936-1945 yılları arasında İtalya’nın saldırgan tutumuna karşı ve batın ile ilişkileri yumuşatmak için İngiltere ile dost geçinildi.
- 1945’de sonra SSCB tehdidine karşı ABD ile dost geçinildi.
- 1928’de Afganistan ile dostluk antlaşması imzalandı
- 1930’a kadar Lozan’dan kalan problemler halledildi.
- 1925’de SSCB ile saldırmazlık antlaşması imzalandı.
- 1928’de İtalya ile tarafsızlık ve uzlaşma antlaşması imzalandı.
- 1935-1938 arasında Avrupa’nın bloklaşma durumundan dolayı Avrupalı devletlere karşı çok yönlü bir politika izlendi ki bu da Montrö Antlaşmasının imzalanmasında etkili oldu.
- 1919-1920 arası Türkiye’nin dost arayışı dönemidir.
- 1920 sonrasında bir yandan SSCB ile iyi geçinilirken; bir yandan da işgalciler arasındaki ayrılıklardan faydalanmanın yolu arandı.
- 1923-1930 arasında Lozan’dan kalan problemler halledildi.
- 1952’de Osmanlı kadınlarının 1974’de ise Osmanlı erkeklerinin Türkiye’ye dönmesi kabul edildi.
NÜFUS MÜBADELESİ
Nüfus sorunu Lozan Görüşmelerinde halledildiği halde uygulanma safhasında Yunanistan problem çıkarmıştır. Yunanistan İstanbul’da daha fazla Rum kalmasını istiyor; Türkiye ise yasalar çerçevesinde bu işi halletmek istiyordu. Nüfus mübadelesi sorunu Yunan başkanı ile Mustafa Kemal arasında 1930 yılında görüşülerek 10 Haziran 1930’da imzalanan Ankara Antlaşması ile halledildi. Bu antlaşmasan sonra Türk-Yunan ilişkiler düzelmiştir. Türkiye ile Yunanistan arasındaki dostluk ilişkileri 1954 yılında meydana gelen Kıbrıs sorununa kadar devam etmiştir.
YABANCI OKULLAR
Lozan Antlaşmasına göre yabancı okulları Türkiye’nin belirleyeceği şartlara uyacaktı. Türkiye 1924 yılında okullarda dini ayin yapılması için bulundurulan salonların kapatılmasına; 1925 ve 1926 yıllarında ise yabancı okullarda Türkçe, Tarih ve Coğrafya gibi derslerin Türk öğretmenler tarafından okutulmasına; derslerde Türklük aleyhine bilgiler olmamasına ve okulların Türk müfettişler tarafından denetlenmesine dair kanunlar çıkardı.
Fransa ve Papalık başta olmak üzere Türkiye’nin yabancı okullar konusundaki uygulamalarına karşı çıktı. Fakat okullar meselesini iç meselesi sayan Türkiye yabancı devletleri iç işlerine karıştırmadı.
IRAK SINIRI VE MUSUL MESELESİ
Musul Meselesi Lozan’ın bıraktığı problemlerden biriydi. İngiltere zengin petrol yataklarına sahip olmasından dolayı Musul’u Türkiye’ye bırakmak istemiyor ve sömürgeci düşünce ve ahlak doğrultusunda bu konuyu kendi lehine çözümleyebilmek için her problemi çıkarıyordu. Musul Meselesinin çözümü için Türkiye ile İngiltere arasında görüşmeler 19 Mayıs 1924’de başladı. Fakat İngiltere Hakkari’yi de tartışmalı bölgeden görmek isteyince görüşmeler kesildi. Bundan sonra mesele önce Milletler Cemiyetine, sonra Lahey Adalet Divanına gitti. Meselenin kendi konusu olmadığını ileri söyleyen Adalet Divanı meseleyi tekrar Milletler Cemiyetine havale etti. Meselenin bu şekilde uzatılması, İngiltere’nin zaman kazanarak Musul ve civarında olaylar çıkarıp meseleyi lehine çözümleyebilmek isteyişinin bir sonucudur.
5 Haziran 1926’da imzalanan Ankara Antlaşması ile ;
- Musul ve çevresi İngiliz mandaterliği altında bulunan Irak’a bırakıldı.
- Irak hükümeti Musul petrol gelirlerinin vergisinin %10’unu 25 yıl süre ile Türkiye’ye vermeyi kabul etti. (Türkiye bu gelirden bir defaya mahsus olmak üzere 500.000 sterlin aldı.)
Önemi:
- Bu günkü Türkiye-Irak sınırı çizildi.
- Türk-İngiliz ilişkileri düzelmeye başladı.
- Misak-ı Milliden taviz verildi.
TÜRKİYE’NİN MİLLETLER CEMİYETİNE GİRİŞİ
Milletler Cemiyeti 10 Ocak 1920’de Cenevre’de kurulmuştur.
Musul Meselesinde İngiltere’nin çıkarlarına hizmet etmiş olduğundan dolayı; Türkiye Milletler Cemiyetine uzun bir süre güven duymadı. Türkiye’nin Avrupa’ya çok yakınlaşmak istemeyişinde SSCB’yi küstürmeme düşüncesi de vardır. Türkiye’nin Milletler Cemiyetine girmek gibi bir amacı yoktu. Lozan’dan sonra Türkiye’nin barış yolunda gösterdiği çabalar ve Musul’u Irak’a bırakmasından dolayı Türkiye’ye karşı sıcak davranmaya başlayan İngiltere Türkiye’yi Milletler Cemiyetine üyeliğe davet edince; uluslararası barışa katkıda bulunmak istediğini göstermek isteyen Türkiye Milletler Cemiyetine 18 Temmuz 1932’de üye oldu.
NOT: 1934’de SSCB de MC’ ye üye oldu.
BALKAN ANTANTI (9 ŞUBAT 1934)
Antantın Oluşmasının Sebebi:1933’den sonra İtalya’nın hızlı bir şekilde silahlanarak Balkanlar’a yönelik politikalar üretmesi Balkan devletlerini ve Türkiye’yi endişelendirmiştir.
Antantı Oluşturan Devletler: Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya. Bu antant devletlerin toprak bütünlüğüne saygı gösterme ve iç işlerine karışmama esasına dayanıyordu.
Önemi:
- Türkiye Yunan sınırını güvence altına aldı.
- Türkiye bölgede lider konumunda olduğunu gösterdi.
- Türkiye uluslararası barışa katkıda bulunmak istediğini gösterdi.
- Montrö Antlaşması için Türkiye kamuoyu oluşturmuş oldu.
Not: Balkan Antantı II. Dünya Savaşının başlaması ile dağıldı.
MONTRÖ SÖZLEŞMESİ (20 TEMMUZ 1936)
Türkiye Lozan’da Boğazlar ile ilgili hükümleri, güvenlik konusunda Milletler Cemiyetinin etkili olacağı ve Avrupa’da silahsızlanmanın gerçekleşeceği ümidi ile kabul etmiştir.
1933 yılından itibaren Almanya ve İtalya’nın hızlı bir şekilde silahlanması ve MC’ni bu duruma bir çare bulamamsı Türkiye’yi Boğazların güvenliği konusunda endişelendirdi. Lozan Antlaşmasının Türkiye’yi Boğazlar konusunda kısıtlayan hükümlerinin kaldırılması için Türkiye 10 Nisan 1936’da Lozan’ı imzalayan devletlere birer nota gönderdi. Antlaşmaların hiçe sayıldığı ve devletlerin dost arayışı içinde olduğu bir dönemde Türkiye’nin istekleri olumlu karşılandı ve Boğazların Statüsü İsviçre’nin Montrö kentinde tekrar görüşüldü.
Montrö Sözleşmesinin İçeriği:
- Boğazlar komisyonu kaldırılarak görevleri Türk devletine devredildi.
- Boğazlara Türkiye’nin asker sokması kabul edildi.
- Ticaret gemilerinin Boğazlardan serbest geçişi kabul edildi.
- Savaş gemilerinin Boğazlardan geçişine sınırlama getirildi.
- Savaş zamanında Türkiye’ye Boğazları kapatma hakkı tanındı.
Önemi:
- Misak-ı Milli yönünde önemli bir adım atıldı.
- Türkiye’nin uluslararası güç dengesinde önemi arttı.
- SSCB kendisini Kara Deniz’de güvende hissetti.
- Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki durumu güçlendi.