Thursday, May 16, 2019

BİR KAHRAMAN DOĞUYOR

Annesi; Zübeyde Hanım

Babası; Ali Rıza Efendi

Kardeşleri; Fatma,Ömer,Naciye,Ahmet,Makbule

Kızları; Ülkü; Hanım,Sabiha Gökçen

Doğum Yeri; Yunanistan/Selanik

Doğum Tarihi;Tam olarak bilinmemekte ama M.Kemal doğum tarihinin 19 Mayıs 1881 olarak kabul etti

Ölüm Tarihi;10 Kasım 1938


:::::MUSTAFA KEMAL'İN GİTTİĞİ OKULLAR:::::...

1-Mahalle Mektebi
2-Şemsi Efeni İlkokulu
3-Selanik Mülkiye Rüştiyesi
4-Selanik Askeri Rüştiyesi
5-Manastır Askeri İdadisi
6-İstanbul Harp okulu
7-İstanbul Harp Akademisi


:::::…MUSTAFA KEMAL'İN HAYATINI ETKİLEYEN KİŞİLER:::::…

1-Tevfik Fikret
2-Namık Kemal
3-Voltaire
4-Jiji Rosseou
5-Mehmet Emin Yurdakul


:::::…MUSTAFA KEMAL'İN GÖREV YERLERİ:::::…

1-Suriye Şam 5.Ordu Komutanlığı (İlk Görev Yeri)
2-İstanbul Hareket Ordusu'nda "kurmay başkanıı"
3-1911'de Trablusgarp'ta Derne,Tobruk ve Bingazi'de görev aldı
4-Sofya Askeri Ateşe
5-Çanakkale Cephesi'nde Arıburnu, Anafartalar, Conkbayırı 'nda görev aldı
6-1916'da Kafkas Cephesi'nde Muş ve Bitlis'i geri aldı
7-Erzurum,Sivas Kongrelerinde görev aldı
8-Sakarya Savaşı'nda başkomutan oldu
9-Büyük Taaruz'da orduyu yönetti


:::::…MUSTAFA KEMAL'İN RÜTBELERİ:::::…

*-1905'te Suriye Şam 5.Ordu Komutanlığı
*-Hareket Ordusu'nda Kolağası
*-Harp Okulu'nda Teğmen
*-Harp Akademisi'nde Yüzbaşı
*-Trablusgarp'ta Binbaşı
*-Çanakkale Savaşı'nda Yarbay
*-Çanakkale Savaşı sonrası Albay
*-1906'da Kafkasya Cephesi'nde Tuğgenerallik
*-Sakaya Savaşı'nda gazilik ve mareşallik
*-Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nde Başkomutan

:::::…MUSTAFA KEMAL'İN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ:::::…

*-Liderlik
*-Kararlılık    
*-İleri Görüşlülük
*-Vatan sevgisi
*-Askeri Deha
*-Cesaret
*-Çok yönlülük

:::::…MUSTAFA KEMAL'İN ESERLERİ:::::…

1-Nutuk
2-Medeni Bilgiler El Kitabı
3-İlk Türkçe Geometri Kitabı
4-Zabit ile Kumandan
5-Bölüğün Muharebe Talimi
6-Takımım Muharebe Talimi

NOTè M.Kemal Şam/Suriye 'de iken Vatan Ve Hürriyet Cemiyet'ini kurdu

ATAÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

Türkiye’nin Milletler Cemiyetine Girişi (1932)

Türkiye’nin Milletler Cemiyetine Üye Olma Nedenleri:

  • Lozan’dan kalan sorunların çözülmek istenmesi.
  • Batı ile iyi ilişkiler kurulmak istenmesi.
  • Avrupa’da barışı tehdit eden gelişmelerin yaşanması. (Almanya ve İtalya’nın izlediği politikalar)
  • Türkiye’nin uluslararası politikada öneminin artması.
  • Batılı ülkelerin Türkiye ile işbirliği yapmak istemeleri.
İspanya’nın teklifi ile Türkiye Milletler Cemiyeti‘ne üye olmuş; 1934’te konsey üyeliğine seçilmiştir.

Türkiye’nin Milletler Cemiyetine Üye Olmasını Önemi

  • Türkiye uluslararası işbirliğine resmen katılmıştır.
  • Balkan Antantı (9 Şubat 1934)
  • Balkan Antantı’na Üye Ülkeler

    ÜTürkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya

    Balkan Antantı’nın Kurulma Nedenleri

    • Türkiye’nin Balkan devletleri ile iyi ilişkiler kurmak istemesi.
    • İtalya ve Almanya’nın Balkanlar ve Doğu Akdeniz’de yayılmacı bir politika izlemeleri.
    • Montreux (Montrö) Boğazlar Sözleşmesi (1936)

      Montrö Boğazlar Sözleşmesini İmzalayan Devletler

      Türkiye, Yunanistan, Avusturya, Japonya, İngiltere, Romanya, Bulgaristan, SSCB, Fransa ve Yugoslavya.
      Boğazların yönetimi, Lozan Antlaşması‘na göre Türklerin başkanlığındaki bir komisyona bırakılmıştı. Boğazlar komisyonunun diğer üyeleri ise İngiltere, Japonya, Fransa ve İtalya idi. Ancak dünya barışını tehdit eden olaylar nedeniyle Türkiye Milletler Cemiyeti‘ne başvurarak boğazların idaresinin tamamen kendisine verilmesini istedi

      Montrö Boğazlar Sözleşmesinin Nedenleri

      • Boğazların silahsız olması
      •  Milletler Cemiyetinin, boğazların güvenliği hakkında verdiği garantinin yetersiz olması.
      •  İtalya ve Almanya’nın yayılmacı politikaları

      Montrö Boğazlar Sözleşmesinin Maddeleri

      •  Milletler Cemiyeti 20 Temmuz 1936’da boğazların yönetimini tamamen Türkiye’ye verdi. Böylece boğazlarda Türk hâkimiyeti tamamen sağlanmış oldu.
      •  Türkiye boğazların her iki tarafını silahlandırabilecekti.
      • Ticaret gemileri rahatça geçebilecek. Savaş zamanında boğazlar kapatılacak. Savaş gemilerinin geçişi belli şartlara göre olacak
      •  20 yıl süre ile geçerlidir. ( bu süre günümüze kadar uzatılmıştır.)
    • Sadabat Paktı (8 Temmuz 1937)

      Sadabat Paktına Üye Devletler

      Türkiye, İran, Irak ve Afganistan

      Sadabat Paktının Kurulma Nedeni

      1935’te İtalya’nın Habeşistan’a saldırması Doğu Akdeniz’de güvenliği tehlikeye düşürmüştü. 

      Sadabat Paktı Kararları

      • Dört devlet dostluk ilişkilerini devam ettireceklerini,
      • Milletler Cemiyeti ile Kellog Paktına bağlı kalacaklarını birbirlerinin iç işlerine karışmayacaklarını,
      • Birbirlerine karşı saldırıda bulunmamayı,
      • Hudutların korunmasını taahhüt etmişlerdir.

      Sadabat Paktının Önemini Kaybetme Nedenleri:

ATATÜRK DÖNEMİ DEMOKRATİKLEŞME ÇABALARI

ÇOK PARTİLİ DEMOKRATİK HAYAT
Demokrasilerin düzgün işleyebilmesi için birden fazla partiye gerek vardır. Siyasi partiler demokratik hayatın ve çoğulculuk sisteminin vazgeçilmez unsurlarıdır M. Kemal Türk milleti için en uygun yönetim şeklinin çok partili sisteme dayalı cumhuriyet ve demokrasi anlayışı olduğunu biliyordu. 
Çok partili demokratik rejimlerde halk, siyasi partiler aracılığıyla kendi düşüncelerini serbestçe ifade etme özgürlüğüne sahipti. Ayrıca muhalefet partileri iktidar partisini denetleme yetkisine de sahip oluyordu. 
M. Kemal bu nedenle çoklu parti için çalışmaların başlanmasını istiyordu. M.Kemal çok partili hayata geçişe öncülük etmiş, ilk siyasi partiyi kurmuşlardır.
M. Kemal'in isteği ile çok partili rejim denemeleri için kurulacak partiler ülke rejimini tehdit edince çok partili rejim denemelerine bir süre ara verilecek. 1946'da Demokrat Parti kurulması ile çok partili hayat başlayacak. 1950'ya kadar Cumhuriyet Halk Fırkası iktidarda kaldı.

a) Cumhuriyet Halk Fırkası (9 Eylül 1923)
Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı döneminde "Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk" grubunu kurdu.
Bağımsızlığın kazanılmasıyla görevini tamamlayan bu grup daha sonra Atatürk'ün emriyle Halk fırkası adını aldı(9 Eylül 1923). Cumhuriyetin ilanından sonra ise ismi değiştirilerek Cumhuriyet Halk partisi oldu. 
Böylece cumhuriyet tarihinin ilk siyasi partisi kurulmuş oldu. Partinin başkanı M. Kemal oldu. Partinin programı, M. Kemal'in yapmayı planladığı yenilikleri kapsıyordu. 1950 yılına kadar sürekli iktidarda kalmıştır.

Sunday, April 7, 2019

ATATÜRK DÖNEMİNDE TÜRK DIŞ POLİTİKASI


  • İç ve dış politika ilkesi olarak “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi benimsendi.
  • Savaş korunma amacı olarak görüldü. Başak bir devletin topraklarını almak için politika izlenmedi.
  • Milli Egemenlik ve milli menfaatler ön planda tutuldu.
  • İlk yıllarda misak-ı milli gerçekleştirilmeye çalışıldı.
  • 1920-1936 yılları arasında batıya karşı SSCB’ nin dostluğu devam ettirildi.
  • 1936-1945 yılları arasında İtalya’nın saldırgan tutumuna karşı ve batın ile ilişkileri yumuşatmak için İngiltere ile dost geçinildi.
  • 1945’de sonra SSCB tehdidine karşı ABD ile dost geçinildi.
  • 1928’de Afganistan ile dostluk antlaşması imzalandı
  • 1930’a kadar Lozan’dan kalan problemler halledildi.
  • 1925’de SSCB ile saldırmazlık antlaşması imzalandı.
  • 1928’de İtalya ile tarafsızlık ve uzlaşma antlaşması imzalandı.
  • 1935-1938 arasında Avrupa’nın bloklaşma durumundan dolayı Avrupalı devletlere karşı çok yönlü bir politika izlendi ki bu da Montrö Antlaşmasının imzalanmasında etkili oldu.
  • 1919-1920 arası Türkiye’nin dost arayışı dönemidir.
  • 1920 sonrasında bir yandan SSCB ile iyi geçinilirken; bir yandan da işgalciler arasındaki ayrılıklardan faydalanmanın yolu arandı.
  • 1923-1930 arasında Lozan’dan kalan problemler halledildi.
  • 1952’de Osmanlı kadınlarının 1974’de ise Osmanlı erkeklerinin Türkiye’ye dönmesi kabul edildi.

NÜFUS MÜBADELESİ
Nüfus sorunu Lozan Görüşmelerinde halledildiği halde uygulanma safhasında Yunanistan problem çıkarmıştır. Yunanistan İstanbul’da daha fazla Rum kalmasını istiyor; Türkiye ise yasalar çerçevesinde bu işi halletmek istiyordu. Nüfus mübadelesi sorunu Yunan başkanı ile Mustafa Kemal arasında 1930 yılında görüşülerek 10 Haziran 1930’da imzalanan Ankara Antlaşması ile halledildi. Bu antlaşmasan sonra Türk-Yunan ilişkiler düzelmiştir. Türkiye ile Yunanistan arasındaki dostluk ilişkileri 1954 yılında meydana gelen Kıbrıs sorununa kadar devam etmiştir.

YABANCI OKULLAR
Lozan Antlaşmasına göre yabancı okulları Türkiye’nin belirleyeceği şartlara uyacaktı. Türkiye 1924 yılında okullarda dini ayin yapılması için bulundurulan salonların kapatılmasına; 1925 ve 1926 yıllarında ise yabancı okullarda Türkçe, Tarih ve Coğrafya gibi derslerin Türk öğretmenler tarafından okutulmasına; derslerde Türklük aleyhine bilgiler olmamasına ve okulların Türk müfettişler tarafından denetlenmesine dair kanunlar çıkardı.
Fransa ve Papalık başta olmak üzere Türkiye’nin yabancı okullar konusundaki uygulamalarına karşı çıktı. Fakat okullar meselesini iç meselesi sayan Türkiye yabancı devletleri iç işlerine karıştırmadı.

IRAK SINIRI VE MUSUL MESELESİ
Musul Meselesi Lozan’ın bıraktığı problemlerden biriydi. İngiltere zengin petrol yataklarına sahip olmasından dolayı Musul’u Türkiye’ye bırakmak istemiyor ve sömürgeci düşünce ve ahlak doğrultusunda               bu konuyu kendi lehine çözümleyebilmek için her problemi çıkarıyordu. Musul Meselesinin çözümü için Türkiye ile İngiltere arasında görüşmeler 19 Mayıs 1924’de başladı. Fakat İngiltere Hakkari’yi de tartışmalı bölgeden görmek isteyince görüşmeler kesildi. Bundan sonra mesele önce Milletler Cemiyetine, sonra Lahey Adalet Divanına gitti. Meselenin kendi konusu olmadığını ileri söyleyen Adalet Divanı meseleyi tekrar Milletler Cemiyetine havale etti. Meselenin bu şekilde uzatılması, İngiltere’nin zaman kazanarak Musul ve civarında olaylar çıkarıp meseleyi lehine çözümleyebilmek isteyişinin bir sonucudur.
5 Haziran 1926’da imzalanan Ankara Antlaşması ile ;
  • Musul ve çevresi İngiliz mandaterliği altında bulunan Irak’a bırakıldı.
  • Irak hükümeti Musul petrol gelirlerinin vergisinin %10’unu 25 yıl süre ile Türkiye’ye vermeyi kabul etti. (Türkiye bu gelirden bir defaya mahsus olmak üzere 500.000 sterlin aldı.)
Önemi:
  • Bu günkü Türkiye-Irak sınırı çizildi.
  • Türk-İngiliz ilişkileri düzelmeye başladı.
  • Misak-ı Milliden taviz verildi.

TÜRKİYE’NİN MİLLETLER CEMİYETİNE GİRİŞİ
Milletler Cemiyeti 10 Ocak 1920’de Cenevre’de kurulmuştur.
Musul Meselesinde İngiltere’nin çıkarlarına hizmet etmiş olduğundan dolayı; Türkiye Milletler Cemiyetine uzun bir süre güven duymadı. Türkiye’nin Avrupa’ya çok yakınlaşmak istemeyişinde SSCB’yi küstürmeme düşüncesi de vardır. Türkiye’nin Milletler Cemiyetine girmek gibi bir amacı yoktu. Lozan’dan sonra Türkiye’nin barış yolunda gösterdiği çabalar ve Musul’u Irak’a bırakmasından dolayı Türkiye’ye karşı sıcak davranmaya başlayan İngiltere Türkiye’yi Milletler Cemiyetine üyeliğe davet edince; uluslararası barışa katkıda bulunmak istediğini göstermek isteyen Türkiye Milletler Cemiyetine 18 Temmuz 1932’de üye oldu.
NOT: 1934’de SSCB de MC’ ye üye oldu.

BALKAN ANTANTI (9 ŞUBAT 1934)
Antantın Oluşmasının Sebebi:1933’den sonra İtalya’nın hızlı bir şekilde silahlanarak Balkanlar’a yönelik politikalar üretmesi Balkan devletlerini ve Türkiye’yi endişelendirmiştir.
Antantı Oluşturan Devletler: Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya. Bu antant devletlerin toprak bütünlüğüne saygı gösterme ve iç işlerine karışmama esasına dayanıyordu.
Önemi:
  • Türkiye Yunan sınırını güvence altına aldı.
  • Türkiye bölgede lider konumunda olduğunu gösterdi.
  • Türkiye uluslararası barışa katkıda bulunmak istediğini gösterdi.
  • Montrö Antlaşması için Türkiye kamuoyu oluşturmuş oldu.
Not: Balkan Antantı II. Dünya Savaşının başlaması ile dağıldı.

MONTRÖ SÖZLEŞMESİ (20 TEMMUZ 1936)
Türkiye Lozan’da Boğazlar ile ilgili hükümleri, güvenlik konusunda Milletler Cemiyetinin etkili olacağı ve Avrupa’da silahsızlanmanın gerçekleşeceği ümidi ile kabul etmiştir.
1933 yılından itibaren Almanya ve İtalya’nın hızlı bir şekilde silahlanması ve MC’ni bu duruma bir  çare bulamamsı Türkiye’yi Boğazların güvenliği konusunda endişelendirdi. Lozan Antlaşmasının Türkiye’yi Boğazlar konusunda kısıtlayan hükümlerinin kaldırılması için Türkiye 10 Nisan 1936’da Lozan’ı imzalayan devletlere birer nota gönderdi. Antlaşmaların hiçe sayıldığı ve devletlerin dost arayışı içinde olduğu bir dönemde Türkiye’nin istekleri olumlu karşılandı ve Boğazların Statüsü İsviçre’nin Montrö kentinde tekrar görüşüldü.
Montrö Sözleşmesinin İçeriği:
  1. Boğazlar komisyonu kaldırılarak görevleri Türk devletine devredildi.
  2. Boğazlara Türkiye’nin asker sokması kabul edildi.
  3. Ticaret gemilerinin Boğazlardan serbest geçişi kabul edildi.
  4. Savaş gemilerinin Boğazlardan geçişine sınırlama getirildi.
  5. Savaş zamanında Türkiye’ye Boğazları kapatma hakkı tanındı.
Önemi:
  • Misak-ı Milli yönünde önemli bir adım atıldı.
  • Türkiye’nin uluslararası güç dengesinde önemi arttı.
  • SSCB kendisini Kara Deniz’de güvende hissetti.
  • Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki durumu güçlendi.

Monday, March 18, 2019

SİYASİ ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR

SİYASAL ALANDA YAPILAN DEVRİMLER (İNKILAPLAR)

SALTANATIN KALDIRILMASI (1 Kasım 1922)

SALTANATIN KALDIRILMASININ NEDENLERİ

♦ Saltanat sisteminin ulusal egemenlik ilkesine ters düşmesi
♦ itilaf Devletleri’nin Lozan Barış Konferansı’na TBMM ile birlikte Osmanlı Hükümeti’ni de davet etmeleri
♦ Ülkede, TBMM ve istanbul Hükümeti şeklinde ortaya çıkan iki ayrı yönetim görüntüsüne son verilmek istenmesi
♦ Padişah ve İstanbul Hükümeti’nin İtilaf Devletleri yanlısı bir tutum izlemeleri

SALTANATIN KALDIRILMASININ SONUÇLARI

♦ Osmanlı Hükümeti ortadan kaldırılarak, ülkede iki hükümetin bulunmasından doğan çift başlılık sorunu sona erdirildi. TBMM Türkiye’nin tek temsilcisi haline geldi.
♦ Ulusal egemenlik yolunda, en büyük engel ortadan kaldırılmış oldu.
♦ Laikliğe geçiş için önemli bir adım atıldı.
♦ Cumhuriyet yönetimine geçiş hızlandı.
Bu nedenlerle, 1 Kasım 1922’de kabul edilen bir kanunla Saltanat ve halifelik birbirinden ayrılarak saltanat kaldırıldı. Son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin bu kararın ardından İstanbul’dan ayrıldı. (Vahdettin yabancı bir ülkeye sığınan tek Osmanlı padişahıdır.)

TÜRKİYE’NİN YENİDEN İDARİ TEŞKİLATLANMASI

Yeni Türk devletinin kurulmasıyla 1921 ve 1924 anayasalarında devletin yeniden yapılandırılması ile ilgili kararlara yer verildi. Buna göre ülke; iller, ilçeler, bucaklar ve köyler olarak yönetim birimlerine ayrıldı. Bu ayrım yapılırken ülkenin coğrafi ve ekonomik durumu göz önünde bulunduruldu. Yeni yönetim yerlerine merkezden yönetici atanması uygun görüldü. İllere valiler, ilçelere kaymakamlar, bucaklara bucak müdürleri atandı. Böylece yerel yönetim birimleri merkeze bağlanarak yurdun geneline daha hızlı hizmet ulaştırılması sağlandı.
1930 yılında çıkarılan Belediye Kanunu ile yerel yönetim birimlerinin işleyiş biçimi belirlendi. Bu yeni düzenlemeyle hem inkılapların ülkenin her yerine yayılması hem de hizmetlerin en iyi biçimde götürülmesi amaçlanmıştır.

ANKARA’NIN BAŞKENT OLUŞU

Lozan Barış Antlaşması’nın TBMM tarafından onaylanmasından sonra, İstanbul 23 Eylül 1923’ten itibaren tahliye edilmeye başlandı. 6 Ekim 1923’te İstanbul’un yabancı işgal kuvvetleri tarafından boşaltılması tamamlandı. Yabancı işgal kuvvetlerinin İstanbul’dan ayrılması, gündeme hükümet merkezi sorununu getirdi. Milletvekillerinin bazıları başkentin İstanbul olması gerektiğini savunurken bir kısmı da Ankara’nın başkent olması gerektiğini ileri sürüyordu.

Nihayet İsmet Paşa, Ankara’nın başkent olması ile ilgili tek maddelik bir kanun teklifini meclise sundu. Bu teklifin kabul edilmesi üzerine, Ankara 13 Ekim 1923’te yeni Türk Devleti’nin başkenti ilân edilmişti.
Ankara’nın başkent olmasında etkili olan nedenler;
♦ Türkiye’nin orta yerinde olması, askeri ve siyasi yönden güvenli bir konumda bulunması,
♦ Ülkenin her tarafıyla ulaşım ve haberleşme imkânlarına sahip olması,
♦ Ülkenin her köşesine hizmet götürmeye elverişli bir konumda bulunması,
♦ TBMM’nin Ankara’da açılması ve Kurtuluş Savaşı’nın idari merkezi olması

CUMHURİYETİN İLANI (29 Ekim 1923)

CUMHURİYETİN İLAN EDİLMESİNİN NEDENLERİ

♦ Milli egemenliğin gerçekleşmesine en uygun rejimin cumhuriyet olması
♦ 1923’te hükümetin istifa etmesiyle yeni bir Hükümetin kurulması gerekiyordu. Ancak meclis hükümeti sistemine göre yeni bir hükümetin oluşturulması çok güçtü. Bu krizi aşmak için meclis hükümeti sistemi yerine kabine hükümeti sistemine geçilmesi gerekiyordu. Bunun da ancak cumhuriyetin ilanı ile mümkün olabilmesi
♦ Saltanatın kaldırılmasından sonra devlet başkanlığı ve devletin rejimi sorunu ortaya çıkmıştı. Bu sorun da cumhuriyet yönetiminin ülkeye getirilmesiyle çözümlenebilmesi

CUMHURİYETİN İLANININ SONUÇLARI

♦ Cumhuriyetin ilanı ile yeni Türk Devleti’nin adı konulmuş ve yönetim biçimi belirlenmiştir.
♦ Cumhurbaşkanlığı görevi ortaya çıkmış ve TBMM tarafından İlk cumhurbaşkanı olarak TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal seçilmiştir. Böylece devlet başkanlığı sorunu çözümlenmiştir, ilk başbakan İsmet (İnönü) Paşa ve ilk meclis başkanı Ali Fethi (Okyar) Bey olmuştur.
♦ Meclis hükümeti sistemi yerine kabine hükümeti sistemi getirilerek hükümet kurma işleri kolaylaştırılmış, böylece meclisin yürütme işlevi hızlanmıştır. Artık TBMM Hükümeti yerine, Cumhuriyet hükümetleri kurulmaya başlanmıştır.
♦ “Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olması” ilkesi hayata geçirilmiştir.
Mustafa Kemal Paşa “En büyük eseri” olarak “Cumhuriyet’i göstermiştir.

HALİFELİĞİN KALDIRILMASI (3 MART 1924)

HALİFELİĞİN KALDIRILMASININ NEDENLERİ

♦ Cumhuriyetin ilanı ve cumhurbaşkanının seçilmesiyle halifeliğin bir rolünün kalmaması
♦ Eski rejim taraftarlarının sığınabilecekleri tek makam olarak halifeliği görmeleri
♦ TBMM’deki bazı vekillerin halifeyi TBMM’nin üstünde görmesi
♦ Halife Abdülmecit Efendi’nin talimatlara uymaması ve yetkilerini aşacak uygulamalara girişmesi
♦ Batı’yı kendine örnek alan bir ülkede halifeliğin, laikliğe ve çağdaşlaşmaya engel olabileceği endişesi

HALİFELİĞİN KALDIRILMASININ SONUÇLARI

♦ Laikliğe geçişin en önemli aşaması gerçekleşmiştir.
♦ Türkiye Cumhuriyeti’nin karakteri tam olarak ortaya konmuştur.
♦ Türkiye’de ümmetçilik arayışları sona ermiştir.
♦ Ulusal egemenlik güç kazanmıştır.
♦ İnkılapları gerçekleştirmek İçin uygun zemin hazırlanmıştır.

HALİFELİĞİN KALDIRILDIĞI GÜN ÇIKARILAN DİĞER YASALAR

Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretim Birliği Yasası)

Tüm okullar Maarif Vekaleti’ne (Milli Eğitim Bakanlığı) bağlanarak, ulusal kültürün oluşturulması konusunda önemli bir adım atılmıştır.

Şeriye ve Evkaf Vekaleti’nin Kaldırılması

Din işleri ve Vakıflar Bakanlığı olan bu kurum kaldırılarak devlet yönetimindeki şeriat temsilcisi olan bir kuruma son verilmiştir. Bu kapsamda medreseler, tekke ve zaviyelerle türbeler de kaldırılmış, şeriat mahkemelerine son verilmiştir. Halkın dini hizmetlerinde yardımcı olması amacıyla başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı, vakıfların idaresi için de Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

Erkân-ı Harbiye Vekaleti’nin Kaldırılması

Askerlerin siyasetten uzaklaştırılmasına yönelik olan bu uygulamayla ordunun bakanlığı kaldırılmıştır. Milletvekili olan generallerin de siyasetten uzak tutulması sağlanmıştır.

ÇOK PARTİLİ SİYASİ HAYATA GEÇİŞ DENEMELERİ

Yeni Türk Devleti’nin rejimi; millet egemenliğine dayalı demokrasi yönetiminin bir uygulanış biçimi olan cumhuriyetti. Demokrasi yönetimlerinde farklı görüş ve düşüncelerin yönetimde temsil edilmesi gerekliydi. Atatürk farklı görüşlerin mecliste temsil edilmesini, bu yolla hükümet çalışmalarının denetlenmesini ve sorunlara farklı çözümler bulunmasını istiyordu. Bu da ancak çok partili hayata geçmekle mümkündü. Bu nedenle cumhuriyetin ilanından sonra yeni partilerin kurulmasını destekledi.

CUMHURİYET HALK FIRKASI (9 Eylül 1923)

İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, toplumun farklı kesimlerinden ve değişik düşüncelere sahip kimselerden meydana geliyordu. Hepsi Misakı Milli amacında birleşmekte idiler. Zamanla mecliste farklı gruplar oluştu Tesanüt (Dayanışma) Grubu, İstiklal Grubu, Halk Zümresi ve Islahat (Reform) grubu gibi. Bu durum meclis çalışmalarının yavaşlamasına sebep oldu. Mustafa Kemal Paşa ortaya çıkan siyasi anlaşmazlıkları azaltmak ve çeşitli grupları birleştirmek için büyük çabalar gösterdi. Bunda başarılı olamayınca, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu adıyla bir grup kurdu. Bu grup Misakı Milli esasları içinde ülkenin bütünlüğünü ve milletin bağımsızlığını sağlamak için çalışacaktı. Büyük zaferden sonra, Mustafa Kemal Paşa gazetelere verdiği demeçte Halk Fırkası adıyla bir siyasi parti kuracağını açıkladı. Bu partinin, “tam bağımsızlık ve kayıtsız şartsız millet egemenliği” ilkelerine dayanacağını ve bütün milleti temsil edeceğini söyledi.
1 Nisan 1923’te Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin yenilenmesine karar verdi. Mustafa Kemal Paşa, mecliste bulunan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun, Halk Fırkası’na dönüşeceğini açıkladı. 9 Eylül 1923’te Halk Fırkası’nın kuruluşu tamamlandı.Genel başkanlığına da Gazi Mustafa Kemal getirildi. Cumhuriyetin ilanından sonra bu parti Cumhuriyet Halk Fırkası adını aldı. Böylece cumhuriyet döneminin ilk siyasi partisi kurulmuş oldu. Cumhuriyet Halk Partisi; sosyal alanda Halkçılık, ekonomik alanda Devletçilik, yönetim alanında Laiklik ilkesini savundu.

TERAKKİPERVER CUMHURİYET FIRKASI (17 Kasım 1924)

1924 yılı sonlarında iktidarı elinde bulunduran Cumhuriyet Halk Fırkası’na karşı bir muhalefet havası esmeye başlamıştı. Partinin meclis üzerinde baskı yaptığı iddia ediliyor, bunun kaldırılması isteniyordu. Kâzım Karabekir ve Ali Fuat Cebesoy’un başlattığı muhalefete Refet BeleRauf Orbay ve Adnan Adıvar da katıldı.
17 Kasım 1924’de yeni bir parti olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı (ilerici Cumhuriyet Partisi) kurdular. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası; cumhuriyet ilkeleri ekonomik alanda benimsediklerini ve dini inançlara saygılı olduklarını belirtmişlerdir.
Bu parti cumhuriyet döneminin ilk muhalefet partisidir.

SERBEST CUMHURİYET FIRKASI (12 Ağustos 1930)

1929 yılında ABD’de çıkan ve kısa sürede bütün dünyayı etkileyen ekonomik bunalım Türkiye’yi de sarsmıştı, işsizlik ve enflasyon yeni kurulan devletin ülke kalkınmasına yönelik adımlar atmasını engelliyordu. Mustafa Kemal Atatürk yaptığı yurt gezilerinde ekonomik yaşayışla ilgili bazı yakınmaları yerinde görerek, yeni ekonomik politikaların izlenmesinin zorunlu olduğunu açıkladı. Bunun için Ali Fethi Okyar’dan cumhuriyete ve laikliğe bağlı ancak yeni ekonomik politikalar sunacak bir parti kurmasını istedi.
Serbest Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet Halk Partisi’nin izlediği “Devletçilik” politikasına karşı “Liberalizm”i (serbest piyasa ekonomisi) savundu. Parti kısa zamanda örgütlendi. Ancak partiye laik cumhuriyete karşı olanlar girmeye başladı. Meydana gelen bu gelişmeler Ali Fethi Bey’in kontrolünden çıktı. Bu durum üzerine Serbest Cumhuriyet Fırkası kendisini feshetti.
Bu durum, ülkede henüz çok partili siyasi yaşama geçiş için uygun bir ortam olmadığını bir kez daha göstermiştir.

KADINLARA SİYASİ HAKLARIN VERİLMESİ

1926-1934 yılları arasında gerçekleştirilen Atatürk Devrimleri’nin bir kısmı, kadınların sosyal ve kültürel alanlarda, eğitimde, hukukta, aile içinde, çalışma hayatında, toplumsal yaşamda ve siyasette erkeklerle eşit haklara sahip olmasını hedeflemiştir.

Bu konuda yapılan yasal düzenlemeler, Türkiye Cumhuriyeti’nde toplumsal alanda yapılan en önemli yeniliklerdendir ve birçok Avrupa ülkesinden daha önce gerçekleştirilmiştir. Fransa ve İtalya’da kadınlara 1946’da, İsviçre’de ise 1971’de seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.
Atatürk’ün girişimiyle kadınların ekonomik ve siyasal yaşama katılmaları yönünde bir dizi değişiklik yapılarak;
♦ 1930’da belediye seçimlerinde seçme,
♦ 1933’te çıkarılan Köy Kanunu’yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme,
♦ 5 Aralık 1934’te Anayasa’da yapılan bir değişiklikle de milletvekili seçme ve seçilme hakları tanınmıştır.
Kadınlara Siyasi Haklar;
♦ Fransa’da 1946 yılında,
♦ İtalya’da 1948 yılında,
♦ Japonya’da 1950 yılında,
♦ İsviçre’de 1971 yılında, verilmiştir.